31 Aralık 2008 Çarşamba

ilk mimim "en sevdiğiniz mekanlar"

3 kişi yorumladı

ilk mimim "en sevdiğiniz mekanlar"
http://imbery.blogspot.com/ adresindeki blogger beni mimlemiş..(bana pas atmış yani bu konuda) Konu "en sevdiğiniz mekanlar"..

Fazla gezen biri değilimm..Ama en çok uğradım yerleri sayıyım..

tepe nautilus-carrefour:Acıbademdeki alışveriş merkezi..Orada hem spor-fitness merkezine gittim bir ara,çoğu zaman da alışveriş yaparız oradan ailece...

Kadıköy ve çevresi:Boğa heykelli merkezi,sinema,yemek alternatifleri bol, anadolu yakasının değişilmez buluşma-gezme-tozma yeri..(karşı taraf-Beyoğlu'nun da ayrı bir havası var, istiklal caddesi+taksim =gerçek İstanbul demek bence)

Bağdat Caddesi:Tikkyler mekanı..(ben değilim de) Giyim kuşam alma olaylarına girmek,kafelerinde oturmak arkadaşlarla iyi oluyor..İstanbul'da görülmesi gereken bir cadde..(avrupa yakasındaki Nişantaşı gibi)

KFC-burger king-..fast food mekanlarım:Fast food severim çok..Spor çıkışı,ders başı,evde sipariş vazgeçilmezim:) Biliyorum zararlı,ama beni etkilemiyor yağ oranım sıfır ve spor-fitness zararımı kapatıyor..

........daha var çok....

Kalamış'a arkadaşlarla gidicez eğlenceye malum yılbaşı!! Evde geçirmeyeceğim neredeyse ilk yılbaşı.Dışarı çıktım mı hatırlamıyorum daha önce ,belki balkona çıkmışımdır evde:)..Şimdilik bu kadar...Tüm okurlarıma güzel-mutlu-sağlıklı bir yıl dilerim......

30 Aralık 2008 Salı

melis ve yaşamı-3 "kayıp mont,herşeyi değiştiriyor.."

2 kişi yorumladı

Kaçışlar sürüyordu.Annesi zor da olsa kaçtığı yeri buldu.Yazlıktaki bir arkadaşı İstanbul'da bulunuyormuş.Melis ona gitmiş.Çocuğun adı Fırat.İyi bir çocuk annesi de tanıyor zaten.Tanıdık bildik tip diye annesi rahatladı.

Melis eve döndüğünde montunu arkadaşında unuttuğunu fark etti.Fakat gecenin bir yarısı gittiği siteyi hatırlayamadı.Annesiyle gittikleri yolun ters istikamet olduğunu yolu geçince anladılar.O arada da annesi eski bir okul arkadaşını aradı.Çünkü o arkadaşı yakınlarda oturuyordu.Arkadaşının adı Beyza.Beyza ben sizi götüreceğim,o siteyi herkes bilir siz ters yöndesiniz deyip,Melis'le annesini alarak götürmüş Fırat'ın oturduğu siteye.Fırat evde yokmuş,güvenlik görevlisine sormuşlar.İyi ki de sormuşlar Fırat montu oraya bırakmış.Melis montuna kavuşmuş...

Beyza hanım da evinde kahve ikram etmiş.Oturmuşlar,konuşmuşlar.Kadının ege sahillerinde bir oteli varmış."Seni hemen yollayayım oraya, işe" demiş.Bu ne acele(!) Melis de dünden razı.Hazır iş...Böyle bir şans olamaz.Otel ,otantik bir butik otel.Beyza hanımın zengin oğlu otelin başında.Melis'in annesi de seviniyor kısmete bak diye.Beyza hanımın niyeti belli "..bak Melis seni gidince oğlum karşılayacak zaten.."diyor.

Melis'in annesi düşünüyor önce.Beyza hanıma diyor:

-Bak benim kıza güven olmaz,ordan kaçar maçar,sana şimdiden söyleyeyim...

(britney konulu 1.bölümde de belirtmiştim,güney sahillerindeki macerası sezon başlamadan bitmiş,yazın da belalı tiplere bulaşmıştı.)

Beyza çılgın bir kadın.Güveniyor Melis'e apar topar-ailece Melis'i otogara götürüyorlar uğramaya.

Babası diyor "..bak Melis,sana güveniyoruz ve seni yolluyoruz gene.Bu seferki şansını iyi kullan,gezme çok,işine odaklan..."

Annesi de diyor:"..bak Beyza'nın oğluyla konuşursun..Otel personeliyle de samimi olma fazla.."

(Biliyor ki Melis personelden erkeklerle arkadaş olur gene,Beyza'nın oğlu da Melis için şans-kısmet diye düşünüyor.)

Güney sahillerinden sonra,bu sefer ege sahillerinde butik otantik bir otele gidiyor Melis.Unutulan mont Melis'e yeni bir şans kapısı açıyor.

Ailesinin bunca kaçışları içinde Melis'i yeniden bir yere güvenerek yollamaları ne kadar doğru?

Onlar da şöyle düşündü.."Zaten burada kaçıp duruyor,abuk sabuk işlere başvuracak biliyoruz,bari tanıdık yer bu otel birşey oldu mu ararlar haberdar ederler bizi..."

Hiçbiri aynı şeylerin bir daha yaşanacağını düşünmüyordu.Bilmezdik ki ben de dahil herkes aynı filmi bir kez daha izlemek sorunda kalacaktık ve bu hiç iyi olmayacaktı...

....devamı gelecek....

29 Aralık 2008 Pazartesi

melis ve yaşamı-2 "evden kaçmalar"

1 kişi yorumladı

Melis bir sene düzenli olarak psikiyatra gitti..Annesiyle beraber ayın belli günlerinde gidiyorlardı doktora..Kontrol altındaki bu kış sezonunu gayet normal geçirdi..İş bulma konusuna da annesinin ısrarıyla ara vermişti..Bir gün annesinin eski bir arkadaşı önemli bir otelin sahibinin tanıdığı çıktı..Melis CV'sini yolladı ve haber bekledi tüm kış sezonu..Artık sıkılmaya başlamıştı..


Doktorun tedavisinde ilaçlar önemliydi..İlaçlar sayesinde kendini bilen düzenli bir ev kızıydı gene..(kışınki uslu hali..) Ara sıra şikayet ediyor ilaçları içmeyeceğim diyordu ya neyse..Çok sıkılsa da yaza kadar sabredebildi..Bahar aylarında gene değişti..Bilgisayarı ellemeyen kız çılgınlar gibi siber alemlerde profil oluşturup,msn de tanımadığı adamlara inadına telefon veriyordu..İlacın da birini yan etkisi var diye bazen içmemeye başladı..Ailesine düşmanlık başladı..
Bir gün ,Melis ailesi ile kavga edip evden kaçtı..Sonradan anladık ki bir akrabasındaymış..Bu kaçışlar da yeni çıkmıştı daha önce böyle hareketleri olmazdı...Bir gün gene tartışıldıktan sonra Melis evde yatıyordu..Babası da seslendi ama pek konuşacak hali yok gibiydi Melis'in..Babası çarşıya gitti..Gitmez olsaydı..Döndüklerinde Melis'in masasında bir mektup buldular..

Annesi dayanamadı gene doktoru aradı..Doktorla konuşmuşlardı herşeyi..(Yazınki umursamaz,laf dinlemez halini,kaçışlarını..)Doktor da demiş "..bipolar bozukluk hafif var Melis'te,yazın öyle yapmış artık yapmaz..." aklı başında görmüş Melis'i..Annesi de inatla sormuş ilk zamanlar doktora "...kaçma hareketleri yapmaz dimi?.." diye...Son olaydan sonra aramış "..bakın Dr. bey ben size demiştim,gene kaçtı bulamıyoruz n'apıcaz,çaresiziz.."

Doktor da hemen sıyrılmış işin içinden..

"...valla artık benden çıktı Melis böyle yapmaması lazımdı.."diyerek olaydan sıyrılmış..
Adam n'apsın o da tahmin edememiş..Hastayı tanımak da önemli..Melis'in gayet mantıklı lafları yüzünden tüm tanıdıklar,akrabalar hep Melis'in ailesini suçladı.."..çok sıkıyorsunuz kızı..." dediler..Peki bu kaçışların sonu nereye varacaktı?.....

devamı gelecek...

yılbaşı öncesinde..

4 kişi yorumladı

Yılbaşı programımız Kalamış-murphy's dance club olarak belirlendi..Anadolu yakası olması açısından iyi de şu Ataşehir tarafı-yurtta kalan kızları gece sonunda yurda bırakma davası olursa iyi olmayacak..

Geçen günde Taksim tarafına gittik arkadaşlarla..Beyoğlu'nda Fransız Sokağı güzeldi..Oturduk orada bir kafede..(çektiğim resmi koydum) Alışveriş merkezleri dolup,taşıyor heryerde..(kriz falan hikaye zaten) Kalabalıktı caddeler..Karaköy'den geçtik anadolu yakasına akşamüstü..


not: Günlük özetim böyle..Geçenlerde yazdığım olay yazılarına biri yorum yapmış..Senin ne yaptığını anlayamadım,amacın ünlü olmak mı diye..Ona cevap veriyim..

Aslında daha bitmedi bende hikayeler, onları da bazı günler yazıyorum zaten..Çünkü yazdığım alakasız duran hikayelerin çoğu benim yaşamımın içinde ve gerçek olaylar..Beni düzenli takip edenler , yazdığım karakterlerle aramdaki bağı kurabilecektir..Bir dengem yok..Farkındayım..Her gün benim kişisel hayatımda önemli bir olay olmadığından araya garip ama gerçek olan olayları katacağım..

27 Aralık 2008 Cumartesi

pelin,rüyaları derin..

3 kişi yorumladı

Pelin adında 40'lı yaşlarında bir kadın var..Rüyasında gördükleri hep gerçekleşmiş bugüne kadar..Birkaç kere değil,çoğu zaman rüyası gerçeğe dönüştüğünden kadın artık kendinden korkar olmuş..

Teyzesini görmüş rüyasında..Rüyasında teyzesi suratı sivilce içinde ve ağlıyor..Hemen telefon etmiş sabaha..Anlatmış rüyasını..Bir hafta sonra 1999 depreminde teyzesi hayatını kaybetmiş..Bundan önce de rüyasında teyzesinin oğlunu elektrikle ilgili bir işle uğraşır halde görmüş ve gene telefon etmiş..Teyzesinin oğlu da elektrik mühendisliği bölümüne girmiş,rüyanın ardından sonuç gelince şok olmuşlar..

Bir gece kocasının arabasını farı kırık halde görmüş rüyasında..Gecenin bir yarısında uyanıp kalkmış yataktan..Kocası da iş yemeğinde..O arada da kocası gelmiş eve.."...arabayı vurdun dimi?.." kocası "..yoo,nerden çıkardın.." demiş..Kadın anlamış birşeyler saklıyor gibi..İnmiş aşağı bahçeye bakmış araba rüyasındaki gibi gözünün önünde.Kocası söylemeye çekinmiş,zaten alkolllü ve suçlu,karısının da dırdır etmemesi için ağzını açmamış..Demiş sonra ."..hanım sen erdin mi?."

Nedenini bilmiyorlar,inanmak da istemiyorlar..Bunlar en basit örnekleriydi..Hayati rüyalar sonra..)Bu hikaye kahramanını da yakından tanıyorum,birebir gerçektir,belirtiyim dedim..)

devamı gelecek...

24 Aralık 2008 Çarşamba

melis ve yaşamı-1 "britney spears.."

0 kişi yorumladı

Melis adlı kızın hikayesini yazacağım...Bu hikayenin sonu yok.Halen de devam ediyor.Geçmişten başlıyorum yazmaya,bugüne gelene kadar da yazacağım.

"Hayatımız film,hatta yaprak dökümünü geçtik..." dediğimiz anlar olabilir mi? Melis'in yaşadığı olaylar böyle işte.Lise hayatında ağır bir depresyon dönemi geçirmiş,okumuyorum bile dediyse de gelmiş lise sona kadar.17 ağustos sonrası da hayatı değişince lise sonu istanbulda bir kolejde okumuş.Üniversitede,otelcilikle ilgili bir bölüme girmiş.(zaten bu bölümden geldi ne geldiyse başına,ama istediği ve yapabildiği en iyi işmiş onun hizmet-servis..)
Liseden sonra girdiği sekreterlik işi çok iyiydi.(iyi bir patronu ve iş arkadaşı bir kız vardı..)Staj bahanesiyle bu işi bıraktı.Dengesi hiç yoktu,bir gün mutlu bir gün mutsuz.(ikizler burcu da zaten) Staj için bir otelde çalıştı,staj bitti kaldı gene sıkıntılarıyla baş başa.Arada bir depresyon daha geçirdi sanırım.(hiç kolay değildi ,kısa süreli titreme nöbetleri, antidepresanlar...) Babası işini bırakıp,emekliye ayrılınca başka bir yere taşındılar İstanbul avrupa yakasında.
Melis bir sporcuyla tanıştı.Sporcuyla çıkmaya başladı.Buluşmalar,haberleşmeler.Bir gün sporcunun esrarkeş biri olduğunu anlamasıyla herşey değişecekti.Annesi "buluşmak yok onla.." dese de melis kendini evde yerlere atıp dışarı çıkıyor,inat yapıyordu.Odasına sporcunun üstsüz fotolarını koymaya kadar gitti sözde aşkı.
Güney sahillerinde oteli olan bir tanıdık melis'i işe almaya karar verdi.Annesi ve babası esrarkeşten kurtulacak diye,kavga gürültü apar topar yolladılar güneye Melis'i.Aylar geçti,bir gün bir telefon geldi annesine."Kızınız otelde iş arkadaşlarıyla tartıştı,onu işten çıkardık haberiniz olsun." Bir süre daha çalıştı.Sonraki olaylar birçok gelişmeyi beraberinde getirecek, annesi ve babasının çok yanlış kararlar aldıklarını anlamaları biraz geç olacaktı...

Melis'i annesi apar topar İstanbul'a eve getirmiş.Olayların gerginliği geçsin diye kasabaya yazlıklarına yollamışlar Melis'i.Yazlıkta da sıkılıp,bir otele başvurmuş.Orda da gezmeye başlamış,hatta haluk adında bir genç işadamıyla çıkmaya başlamış.Babası da tanışıp,onaylamış adamı.
.....Yaz sonuna doğru annesi de gitmiş yazlığa..Eve gireli bir saat olmadan annesi Melis'in bavulunda haluk'un yazdığı bir mektubu bulmuş.Mektup'tan anlamış adamın nasıl biri olduğunu.

Annesi ,iş adamı-marketler zinciri var dedikleri adamla (haluk) , mektubu okuduktan sonra plajda tesadüf Melis'le birlikteyken görüp konuşmuş.Havlusundan anlamış adamın sefaletini.Marketler zinciri de yalan.Babası marketler zincirinde patron değil reyonda görevli elemanmış.Sorun bu değil tabiki.. Aileye uygun olamayacak olması Haluk'un asıl işinin İstanbul'da otopark mafyasına bağlı çalışıyor olması.Babası da yurtdışında bir markette eleman.Melis anlatmış "..şöyle zengin,evi var,arabası var... diye..Hepsi uydurmaymış.Babası da haluk'u,Melis'in annesi gelmeden bir arkadaşıyla tanıştırıyor (toptancı) ,beraber iş yapsınlar diye.(haluk'u zengin tanıdı) Haluk adamı dolandırıp kaçıyor.Babası da kefil olduğundan toptancıya ödemiş haluk namına parayı...Melis'in annesi de kızmış kocasına "Sen nasıl elin adamına güvenip kefil olursun" diye..Babası da Melis için haluk'u evde de yatırmış kaç kere.

Bu beladan anca kış mevsiminde, Melis telefon kartını değiştirerek kurtulabildi.Kışın eski sakin hayatına döndü.Bunalıma giriyordu kışın,yazın da yerinde duramaz halde akşama kadar çalışıp sonra gece barlarda gezmekten yorulmuyordu.Saatlerce uykusuz.Kışın da sürekli her yeri ağırır,dışarı çıkmaz,hayattan bezmiş,sıfır makyaj.(yazınki halin tam zıttı) Depresyona girmesi yakındı...Bir gece gene kendini kaybetti.Titreme nöbetleri (depresyon atakları) geçiriyordu.Camlardan sarkmaya kalktı.Kaç kere tutmuşlar düşmesin diye.
Sonunda bir gece dayanamamış annesi ve babası hastaneye götürmüş acile...Orada teşhis konmuş. "Bipolar bozukluk(çift kutuplu duygu durum sorunu)"Hayattaki tüm hatalarını,taşkın hareketlerini,dengesizliğini,umursamaz tavrını açıklıyordu...Ciddi bir hastalığı vardı...Bu hastalıkla britney spears de boğuşuyor,şu aralar topladı kendini yükselişe geçti.Dengesizlği sırf burcundan değilmiş..Britney de garip kıyafetler,taşkın hareketlerle manşetlere çıkmış,hastanelerde yatmıştı...Çok para harcama,garip kıyafetler,hezeyan görme(olayları uydurma),çok konuşma,cinsel istekte artış...Bu saydıklarım hastalığın manik dönemi(hareketli,neşeli umursamaz olduğu dönem ,fakat en zarar verici hali),üzgün,yaşamdan kopuk,ölmek isteğiyle dolduğu dönem:depresif dönemi (kışınki hali)...İşte bu iki uçta gidip gelen bir yaşantı...Denge yok.Kesin tedavisi yok.Ömür boyu ilaç kullanarak dengeyi bulabiliyor kişi...Nadir görülen ve kalıtsal olduğu söylenen rahatsızlık.Mevsime göre değişen bir kişilik ve hayatı filmden farksız yaşattığı ailesi...Bu film kimi zaman korku kimi zaman dram...
devamı gelecek...

veysel,ama anlatıcam yüzeysel:)

1 kişi yorumladı

Şimdi size sıradışı yaşayan birini anlatacağım..Veysel..O da ben gibi bayağı genç(18)..Farkı, yaşına rağmen benden hızlı yaşaması..Olduğu kızların haddi hesabı yok..

Geçende vapurda bir kızla tanışmış..Kız, arkadaşlarıyla sohbet edip,vapura binerken Veysel'e albenili bir bakış fırlatmış zaten..Yolculuk bitmiş..Vapurdan inerken gene kızla göz göze gelmiş Veysel..Kız indikten sonra gideceği yere hangi yoldan kolay gidilir merak edip sormuş bizimkine..Veysel de "...aa ben de zaten o tarafa gidiyordum,gel beraber gidelim" demiş..

Uzuun bir yürüyüşten sonra,kız cep telefonunu eline almış,bakmış şarjı yok..Veysel de farketmiş durumu,kız bu gidişle arkadaşlarıyla buluşamayacak..Hem telefon edemiyor,zaten yolda yürürken konuşmaktan iyice geç kaldı kız gideceği yere..(gideceği yer de doğumgünü partisi,hediye de alamamış)..Sonra kız vazgeçiyor diyor.."..boşver gel oturalım biyere...."Veysel hem gidiyor,hem korkuyor..(tanımadık tip,kız belki hırsız..)..Veysel çaktırmadan en yakın kankasını arıyor,"..gel şu kafeye beni yalnız bırakma bir kızla tanıştım......"özetliyor olayı..

Kanka gelince başlıyorlar sohbete..Kankası aynı zamanda Veysel'in ev arkadaşı..Laf geliyor bunların evinin dağınıklığına..(tabi öğrenci evi..) Kız da atlıyor "..aa sizin ev dağınıksa,ben gelmem o zaman..."diyor..Bu lafın sonu nereye gider..tabiki bahsedilen eve doğru........

Sohbete evde devam ediyorlar..Veyselle kız samimi..Veysel'in kankası uykusu gelince gidiyor yatmaya..Kızla Veysel baş başa..İçiyorlar,konuşuyorlar...Kız da annesini arayıp.."..anne parti uzadı,geç oldu zaten ben burda kalıcam.." diyor..Sonra da partidekileri arayarak durumu bildirip annesinin yalanını anlamamasını garantiliyor..Hafiften sarhoş olmaya başlamışken,Veysel onu evdeki boş odaya yatması için götürüyor..(oda da karanlık oda-camsız-kullanılmayan bölüm-giysi odası ) Veysel de yanına uzanıyor...Temas...Alkol etkisi....Ve ilişki...

Bunları da bana bir arkadaş anlattı..Hatta kızı çıplak yatarken çekmiş telefona Veysel okuldaki arkadaşlarına göstermiş....

Böyle şeyleri bir erkeğin anlatması çok yanlış aslında... Dinledim,paylaştım burda da...Ne tipler var ben de insan tanıyorum böylece napıyım..Ben kendim yaşasam anlatmam çevreme,bunlar özel şeyler..Ayrıntılarıyla dinledim de burda yazdım yüzeysel gene....

23 Aralık 2008 Salı

dalgalı yaşam

4 kişi yorumladı



Hayat insanı yoruyor..Geçende facebookta bir grup açılmış "..hayat Serdar Ortaç'ı yoruyorsa bizi n'apsın" diye..Haklılar aslında..Vizeler,finaller derken benim sosyal hayat iyice kısıtlandı..rahat da yazamıyorum bu ara..(nedeni şu an köpeğim Zeyna'nın ayaklarımı yalaması değil..)
Günüm gene derslere girmekle geçti..Yılbaşı için ne programı yapsak diye düşünüyoruz arkadaşlarla..Serdar Ortaç'ı Hilton'da izlemenin bedeli 161 ytl..(hem de ayakta) Programlarımız arasında bu var ama düşünüyoruz alternatifleri..Bir kız arkadaş gidelim diyor da kendi grubunu toparlayamadı daha..

Bu ara vizelerden program yapacak zamanımızda kalmadı.Sorumluluklar dilediğimizi yapmamızı engelliyor..Herşeyi bir kenara bırakıp,umursamaz olmanın sonucu da kenara bırakılanları toplamak oluyor..Bu yüzden dengeyi kurmak için yetkilerimizi bilmeliyiz ki hayatımızda dalgalanmalar olmasın..Dalgalanınca durulmak zor geliyor çünkü bana..

16 Aralık 2008 Salı

nasıl zor şimdi..

0 kişi yorumladı


Bu blog 1000 kişiyi aşan ziyaretçi sayısına kısa sürede ulaşabilen farklı adrese sahip bir blogdu bugüne kadar, fakat ben bugün adını-adresini değiştirdim ve tarzımı yeniledim..Çünkü yeni adındaki gibi artık rahat yazmak istiyorum sayfama..Gizemli biri olarak rahatça durmadan yazmak..Kendimi anlatmak yeni baştan biraz zor olacak..Sevdiğim şeyler,yaptıklarım,yapacaklarım...nasılllllll zorrrr şimdiiiii........(bu şarkıyı da pucca-günlük geçen yazısında kullanmış bayıldım,bu yazıma da uymuş sanki..)

--->>>> izleyenler bölümü aşağıda isteyenler izleyicim olabilir :)

15 Aralık 2008 Pazartesi

sırada beklemek..

1 kişi yorumladı

Ehliyeti almak üzere gittim bugün caddedeki trafik müdürlüğüne saat öğle 12ye geliyordu...Annem de dedi git al ehliyeti geç kaldın kalabalık olmaz herhalde dedi..Belgeleri aldım kurstan.Ehliyeti alırken de 235 ytl vereceksin dediler...Gittim trafik müdürlüğüne hazırladım paraları..Başta evrakları dosyalarken 10ytl aldılar..Gişede harç için 190 ytl aldılar..Yeni bir şey çıkmış parmak izi alınıyor..(10 parmağım da okutuldu bilgisayara)..Bunlar için de sırada bekledim 1saat nerdeyse..En son da tüm evraklar+parmak izi kağıdını verip 35ytl verdim..Ehliyeti alamadım tabi..Çarşamba öğle 3-4arası gel dediler....Kuyrukta beklemek de her evrak işinde kaçınılmaz..Babam da sabah erken gelseydik diyor..Öyle yapsak da gene olurdu sıra dedim...En başta savcılıktan sabıka kaydımı alırken(kursa başvurmadan önce) gene numara alıp,kuyrukta beklemiştim Kadıköy'de (sıra ,bina dışına kadar uzanıyordu bahariyede:))

Banka,hastane vb resmi dairelerde işiniz varsa yandınız,insanların işkence çekmeden kolayca işini halletmesinin zor olduğu bir düzendeyiz..İyi ki 18imde aldım ehliyeti(kullanacağımdan değil-kimlik olarak durur,heryere yakındayım araba gereksiz ist. trafiğinde- babamın da malı kıymetlidir- anca üni. bitince:))..Parmak izi olayı da yeni çıkmış...Seneye stajyer ehliyeti durumları çıkacak dendi,hiç alamazdım...

İşte bugünüm; sabah ünide ders,öğlen kuyrukta,akşam üstü gene ders olarak geçti...Sınavlar da geliyor üstüme...Kısa özetler ve ani gelişmeleri yazarım belki...

sıradışı-estetik dizi

1 kişi yorumladı


Plastik cerrah olan christian troy ve sean mcnamara'nin basindan gecen olaylari anlatan dizi. Muhtesem muzikleri de var.Bahsettiğim dizi "nip/tuck.". cncbc-e de uzun süredir yayınlanıyor..(bu ara e-2'ye geçmiş..) TV'de pek izleyemiyordum..Geç saatlerde yayınlanır,sansürlenirdi hatta..İnternetten izliyorum yeniden..(baştan başladım,arada izlemediklerim varmış)
Dizide anlatımda hiçbirşeyden çekinilmiyor.. Şaşırtan gerçekçilikteki estetik ameliyat sahneleri, düzenli olarak her bölümde bir hastayı ya da bardan kaldırdığı bir kadını yatağa atan christian sahneleri, bir de genç adam matt(christian'ın oğluymuş-garip suratlı bir çocuk) Matt'de sorunlu..(2.bölümde makasla kendini sünnet etmek istedi)..Estetik olmak isteyen hastaların hepsi garip,kendi sorunlarıyla doktorları da belaya bulaştırıyorlar-bence o doktorlar da normal deil-şu gerçek ki dizide ne kadar sıradışı sahne olursa olsun dizinin psikolojik-duygusal+çekinmeden verdiği toplumsal gizli mesajlar izletiyor diziyi..(tabi +18)
*Bugün bölüm-3 bitti..Sonlara doğru çalan şarkıyı netten buldum ve buraya da koydum..Final sahnesi fenaydı gene..

*şarkının ismi "so damn beautiful" poloroid adlı kişinin şarkısı-(nip/tuck soundtrak albümünden)

11 Aralık 2008 Perşembe

şans-kader-yol...

0 kişi yorumladı

Kader diye bir şey var mı?Alın yazısı ne?Bu sorular hep tartışılır..Başından kötü şeyler geçmiş olanlar "kaderimde bu da varmış.." türünden cümleler kurar hep..Belki de acı tecrübelerin bedelini kadere bağlamak daha kolay..

Ben bu genç yaşımda bile karşıma çıkan şansların çoğunu uğraşmalarla elde ettim..(daha çok annem uğraştı benim için sağolsun..).Genelde, ailece işlerimiz hep uğraşmalı olur zaten.Kolay elde edemedik hiçbirşeyi..Kolay elde ettiklerimiz de yaramadı..İyi sonuçları gayretsiz alamadığımızdan belki de kader-yazı gibi nedenlere yer yok hayatımızda..Çünkü herşey bize bağlı gibi geliyor..

Herkes kendi çiziyor hayatını..En kötü sonucu bile istemesek de biz getiriyoruz önümüze..Dolaylı yoldanda olsa kendi başımıza açtığımız belayı ,umulmadık bir gelişme olarak görmek işimize geliyor..

Şans denen şeye inanıyorum..Bazı insanlar güzel olayları kendine çeker..(pozitif baktıklarından mı bilmem)..Şans da böyle insanlara geliyor..Uğursuz,negatif birine şans uğramaz herhalde..

Ne diyelim sizin de şansınız bol olsun,güzel yollar çizin siz de kendinize...

9 Aralık 2008 Salı

facebooklaşma çabaları..

1 kişi yorumladı


Bayram etiketli günler her zamanki günler gibi geçiyor..Bu arada kutlu olsun bayramı herkesin yeniden..


Geçen gün "windows live space" sayfamı açtım resim koyarım belki diye..Tasarımı değişmiş..Facebook gibi yapmaya çalışmışlar..(msndeki anlık iletiler facebook-status uptade gibi karşına çıkıyor,arkadaşlarımın resim yüklemeleri notification-saatli haber olarak yazıyor..En önemlisi de resmimin olduğu çerçeve msn durumuma göre-dışarıda-çevrimiçi vb...renk değiştiriyor..) Nedir bu taklitçilik..Aynı değişiklikler eski popüler site yonja,hatta müzik ağırlıklı myspace sitesinde de yapıldı..(durum güncelleme-listendekilerden haberler görme gibi..)..Bir sitede üye patlaması olsun eskimişler ona benzemeye çalışıyor..Sonra onun da modası geçiyor birden üyeliklerini iptal etmeye başlıyor millet..(mesela eskiden yonja sitesi çok modaydı,lisede kızlar "aa o erkek beni ekledi mi?" diye okulda tartışır,konuşurdu..)




Blog olayı bitmez bence..Çünkü paylaşımlar bitmez,olaylar hep yenilenir..Belki de bu arkadaşlık-sosyalleşme siteleri içeriğini tamamen blog tarzına çevirecek..Günlüğü olmayan kalmayacak,herkes magazin şöhreti gibi birbirinin hayatını okuyacak..Kim bilir....

7 Aralık 2008 Pazar

ünide ilk tartışmam..

1 kişi yorumladı

Uzun süredir yazmadım..Zaten yazmak da istemedim..Bayrama giriyoruz ve okuyucularımın kurban bayramını şimdiden kutluyorum..Tatil dışında bir şey ifade etmiyor bayram bana aslında..

Akşamında ıssız adam filmine gittiğim gün başta kabus gibiydi..Gündüz ünide bir arkadaşla kavga ettim ilk kez..Hiç kavga etmem burda herkes iyi derken..Kızıl saçlı bir arkadaş bana kafa tuttu boş yere..(samimi olamadığı ve buna rağmen yazdığı kızla bu sezon çok samimi oldum diye bence..)

Ders başlarken laf atmaya başladı.."adammısın lan sen"dedi; ben de ders öncesi bu lafı duyup,ara verildiği an kapı önünde bana yaptığı çıkışta o lafın verdiği sinirle patladım..Laf arasında ağzımdan "oğlum..."demişimde ofluymuş ve onların orda "oğlum.."dendiği için adam öldürülüyormuş..O öyle deyince amfide daha da sinirlenip bağırdım "getir silahını yarın vur beni" diye..Kimsede de ses çıkmıyor o an..

Sonra barıştırma çabaları..O kadar bağırdım ki..Gel kardeşim konuşalım diye yanaştı..Barışalım diye yaşça büyük bir arkadaş bizi tuvalete kapadı..Orda da bağırıp elimdeki pet su şişesini de duvara fırlattım.."senle tamam bundan sonra asla muhattap olmam zaten.."dedim..Kendi utandı,yüz yüze de gelemeyiz kolay kolay artık,tüm derslerimiz de ortak ayrıca..

O günden sonra sinirli yönümü keşfetmiş oldu tüm okul çevrem..Geçende hocaya ödev verme esnasında, tanımadığım ama bizim bölümden olan bir çocuk laf arasında "sen kavga ediyordun o gün...."dedi..Dedim "tamam olabilir,ben öyle biri değilim...!+%&-?!^^+%"

Bana bulaşan kızıl kafaya ani çıkışmam, gergin durumu düzeltip,sonlandırmam ve saygınlığımın artması güzel de, iyi birşey değil bu tarz mevzular:)

3 Aralık 2008 Çarşamba

köpeğimmm..

3 kişi yorumladı
İŞTE KÖPEĞİMİN RESMİ..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...